Kayseri’de Gün Batımını Ararken İçimde Biriken Sessizlik
Şehrin Üstüne Çöken Akşam ve Ben
Kayseri’de akşamlar her zaman biraz sert gelir bana. Gündüzün gürültüsü bir anda kesilmez, sadece yavaş yavaş çekilir. Sanki şehir nefesini tutar da güneşin vedasını izler. O anlarda ben de genelde bir yerde takılı kalırım; ya bir bankta ya da yürüdüğüm yolun ortasında. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı akşamlar ne yapacağımı bilemiyorum.
Bugün de öyle bir gündü. İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Ne eksikti bilmiyordum ama sanki bir şeyleri kaçırıyordum. Günlüğüme sabah şöyle yazmışım: “Bir gün, güneş batarken nereye bakacağımı bileceğim.” O cümle şimdi daha ağır geliyor.
Aklımda tek bir soru dönüp duruyordu: Güneş batımı nerede izlenir?
Basit bir soru gibi ama içimde açtığı boşluk hiç basit değil.
Erciyes’in Gölgesinde Kalan Düşler
İlk aklıma gelen yer her zaman Erciyes oluyor. Kayseri’nin üstüne eğilmiş gibi duran o dev dağ, sanki sadece karla değil, insanın düşünceleriyle de kaplı. Birkaç gün önce yine oradaydım. Teleferiğe binmedim, sadece uzaktan izledim.
Güneş yavaş yavaş dağın arkasına doğru kayarken gökyüzü turuncudan mora döndü. O an içimde bir şey kırıldı gibi hissettim. Çünkü o güzelliği paylaşacak kimse yoktu yanımda. Telefonu çıkarıp bir fotoğraf çektim ama sonra sildim. Çünkü bazı anlar fotoğrafa sığmıyor, bunu o gün bir kez daha anladım.
Erciyes’te gün batımı izlemek güzel ama biraz yalnız. Belki de sorun yer değil, bendim.
Şehirle Aramdaki Görünmez Mesafe
Kayseri Kalesi’nin etrafında dolaştığım bir başka akşamı hatırlıyorum. İnsanlar hayatlarına devam ediyordu; çocuklar koşuyor, satıcılar bağırıyor, arabalar geçiyordu. Ama ben sanki hepsinin biraz dışında kalmıştım.
Güneş kalenin taş duvarlarına vururken gölgeler uzamaya başladı. O an kendime şu soruyu sordum: “Ben burada ne arıyorum?”
Cevap gelmedi. Ama içimde bir his vardı; sanki hayatın en güzel anlarını hep yanlış yerde izliyormuşum gibi. Güneş batımı nerede izlenir? sorusu o anda daha da büyüdü içimde. Belki de sadece bir yer değil, bir his arıyordum.
Bir Otobüs Yolculuğu ve Kapadokya’ya Kaçış
Geçen ay ani bir kararla Kapadokya’ya gitmiştim. Kayseri’ye yakın ama ruh olarak çok uzak bir yer. Otobüste cam kenarında otururken içimde garip bir heyecan vardı. Sanki orada her şey değişecekti.
Göreme’ye vardığımda gün yavaş yavaş akşama dönüyordu. Peribacalarının arasına düşen ışık, sanki başka bir dünyanın kapısını aralıyordu. O an gerçekten durdum ve baktım.
İlk defa bir gün batımında içimde huzur hissettim. Ama bu huzur bile eksikti. Çünkü paylaşacak kimse yoktu. Yanımda biri olsa belki daha anlamlı olurdu diye düşündüm. Sonra kendime kızdım; neden her güzelliği bir başkasıyla tamamlamak istiyorum?
O akşam defterime sadece şunu yazdım: “Güneş batıyor ama ben hâlâ bir yer arıyorum.”
Sultan Sazlığı’nda Sessiz Bir Akşam
Bir gün de Sultan Sazlığı’na gittim. Kayseri’nin biraz dışında, suyun ve kuşların olduğu o geniş alan. Orada sessizlik farklıydı. Boş değil, dolu bir sessizlik.
Güneş suyun üstüne düşerken her şey altın gibi parlıyordu. Kuşlar yavaşça uzaklaşırken ben kıyıda oturdum. O an ilk kez “burada olabilir” dedim içimden.
Ama yine de bir eksiklik vardı. İçimdeki o boşluk, manzaranın güzelliğiyle kapanmıyordu. Sanki ben sadece izleyen olmak için değil, hisseden olmak için yaratılmıştım. Ama hislerim çoğu zaman bana bile yabancıydı.
Güneş batımı nerede izlenir?
Belki de cevap hiçbir yerdi. Belki de doğru yer, doğru anla birleştiğinde ortaya çıkıyordu.
İçimdeki Boşluk ve Gün Batımı Takıntısı
Bir Şeyleri Kaçırıyormuşum Gibi
Son zamanlarda her akşam aynı düşünceyle dolaşıyorum: “Bir şeyleri kaçırıyorum.” İnsanlar yaşıyor, gülüyor, seviyor… ben ise hep izliyorum.
Gün batımı bana bunu daha çok hissettiriyor. Çünkü güneşin vedası gibi bazı şeyler geri gelmiyor. Ve ben bunu izlerken hep biraz geç kalmış gibi hissediyorum.
Belki de bu yüzden Güneş batımı nerede izlenir? sorusuna bu kadar takıldım. Çünkü aslında sorduğum şey yer değil, zaman.
Bir Bankta Otururken Gelen Farkındalık
Geçen hafta şehir merkezinde bir bankta oturuyordum. Yanımda kimse yoktu. Telefonum cebimdeydi. Sadece gökyüzüne baktım.
Güneş yavaşça Kayseri’nin üstünden çekilirken insanlar yürümeye devam ediyordu. Kimse durmadı. Kimse yukarı bakmadı.
O an içimde tuhaf bir kırılma oldu. Belki de hayat, durup izlemeyenler için akıyordu. Ben ise sürekli duruyordum.
Ve ilk kez şunu düşündüm: Belki de sorun gün batımının nerede izlendiği değil, benim nasıl izlediğimdi.
İçimde Büyüyen Sessiz Kabulleniş
O bankta otururken içimden geçenleri kimse bilmedi. Ama ben biliyorum: O gün biraz değiştim.
Hayal kırıklığım vardı. Çünkü bazı manzaraların beni değiştireceğini sanmıştım. Heyecanım vardı, çünkü hâlâ bir yer bulabileceğime inanıyordum. Umudum vardı, çünkü her gün yeniden güneş batıyordu.
Ama en çok da yorgundum.
Güneş Batımı Nerede İzlenir? Belki de İçimizde
Bir Cevap Aramaktan Vazgeçmediğim An
Şimdi geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: Erciyes’te de güzeldi, Kapadokya’da da, Sultan Sazlığı’nda da… ama hiçbir yer tek başına yeterli olmadı.
Belki de sorun yerlerde değil. Belki de ben, her gün batımına aynı duyguyla bakmayı öğrenemedim.
Çünkü bazı günler sadece güzel bir gökyüzü görmüyorum. O gökyüzünde geçmişimi, pişmanlıklarımı, kaçırdığım şeyleri de görüyorum.
Son Akşam ve Küçük Bir Kabulleniş
Dün akşam yine dışarı çıktım. Kayseri’nin sokaklarında yürürken hava serindi. Güneş yavaşça dağların arkasına çekiliyordu.
Durup izledim. Bu kez kaçmadım. Fotoğraf çekmedim. Bir şey yazmadım. Sadece baktım.
Ve içimden sessizce şu geçti: “Belki de aradığım yer, durabildiğim her yermiş.”
O an büyük bir mutluluk gelmedi. Ama büyük bir huzur da yoktu. Sadece kabul vardı. Ve bu bana yetti.
Bitmeyen Bir Arayış
Şimdi hâlâ bilmiyorum Güneş batımı nerede izlenir? sorusunun kesin cevabını.
Ama artık biliyorum ki bazen cevap bir şehirde, bir dağda ya da bir gölde değil. Bazen sadece durduğun yerde, içine bakabildiğin anda saklı.
Ve ben hâlâ her akşam, Kayseri’nin bir köşesinde güneşin yavaşça vedasını izliyorum. İçimde biraz kırıklık, biraz umut, biraz da sessiz bir alışkanlıkla.