Bir Sabah: Aynada Kendimi Tanıyamamak
Sabahları uyanmak son zamanlarda bana hep ağır geliyor. Alarm çaldığında gözlerimi açıyorum ama sanki bedenim başka birinin uykusundan kalkıyor gibi. Kayseri’nin soğuk sabahları odama ince ince sızarken, battaniyenin altından çıkmak bile küçük bir mücadeleye dönüşüyor. O gün de öyleydi.
Aynaya baktım. Uzun süre sadece baktım. Ne gördüğümü anlamaya çalıştım ama sanki görüntü bana ait değilmiş gibi geldi. Yüzüm tanıdık, ama hissim yabancıydı. İçimde tuhaf bir boşluk vardı; adını koyamadığım, tarif edemediğim bir şey. O an aklımdan tek bir soru geçti: “Ben kimim?”
Defterimi açtım. Her sabah yaptığım gibi. Yazmak, benim için nefes almak gibi. Ama o sabah kelimeler bile ağırdı. Kalem elimde durdu, sayfaya eğildim ama hiçbir şey yazamadım. Sanki içimdeki sesler birbirine karışmıştı; biri bağırıyor, biri susuyor, biri de sürekli “yanlış yoldasın” diyordu.
Kimlik Buhranı Nedir? İçimde Başlayan Sessiz Fırtına
Bunu o sabah ilk kez bu kadar net düşündüm: kimlik buhranı nedir?
Kelimeler basit gibi duruyor ama içimde açtığı boşluk hiç basit değil. Sanki insanın kendi kendine yabancılaşması gibi… Ne olmak istediğini bilmemek değil sadece; daha kötüsü, zaten olduğun kişiye bile güvenememek.
Ben Kayseri’de yaşayan 25 yaşında bir gencim. Dışarıdan bakıldığında her şey normal. Ama içimde sürekli değişen bir dünya var. Bazen çok güçlü hissediyorum kendimi, bazen en küçük karar bile boğazıma düğümleniyor.
Kimlik buhranı, benim için bir sabah uyanıp “ben ne yapıyorum?” sorusuyla başlamıyor. O soru günün içine yayılıyor. Metroya binerken, bir arkadaşımın başarı haberini okurken, ailem “ne olacak senin işin?” dediğinde… hep orada.
İçimde sürekli bir çatışma var. Olmak istediğim kişiyle olmam beklenen kişi arasında sıkışmış gibiyim.
Beklentiler ve Baskı
Ailem beni her zaman iyi niyetle yönlendirmeye çalıştı. Ama bazen iyi niyet bile insanın omzuna ağır bir yük gibi binebiliyor.
“Düzenli bir işin olsun.”
“Geleceğini garantiye al.”
“Artık bir yol seç.”
Bu cümleleri kötü niyetle söylemiyorlar biliyorum. Ama her duyduğumda içimde başka bir kapı kapanıyor gibi hissediyorum. Sanki kendi seçimlerimi yapma hakkım yavaş yavaş elimden alınıyor.
Bir gün babamla konuşurken sustum. O anlatıyordu, ben dinliyordum. Ama içimden başka bir ses sürekli “sen ne istiyorsun?” diye soruyordu. O soruya cevap veremedim. Çünkü cevabım yoktu ya da vardı ama söylemeye cesaretim yoktu.
İşte o an fark ettim: kimlik buhranı bazen insanın kendi sesini bastırmasıyla başlıyor.
Arkadaşların Hayatı İlerlerken Ben
Sosyal medyaya girmek artık benim için küçük bir stres testi gibi. Eski arkadaşlarım, üniversiteden tanıdıklarım… herkes bir yere varmış gibi görünüyor.
Biri yurtdışında, biri evlenmiş, biri kariyerinde yükselmiş.
Ben ise hâlâ “hangi yoldan gitsem?” sorusunda takılı kalmışım gibi hissediyorum.
En kötü yanı şu: kendimi başkalarıyla kıyaslamaktan kendimi alamıyorum. Bunu istemiyorum aslında. Ama zihnim otomatik olarak yapıyor.
Sonra bir anda kendimi suçlarken buluyorum. “Neden daha hızlı ilerleyemedin?” diyorum kendime. Bu soru içimde yankılanıyor, büyüyor, ağırlaşıyor.
Ama bir yandan da şunu hissediyorum: herkesin hikâyesi farklı. Benimki neden onların hızında olsun ki?
Yine de bu düşünce, o iç sıkışmasını her zaman çözmüyor.
Kayseri Sokaklarında Kaybolmak
O gün evden çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptığında biraz kendime geldim gibi hissettim. Kayseri’nin sokaklarında yürümek bazen zihnimi susturuyor.
Kalabalık var ama herkes kendi içine gömülmüş. Kimse kimseyi gerçekten görmüyor gibi. Ben de onlardan biriyim.
Bir süre yürüdüm. Nereye gittiğimi bilmiyordum. Zaten bazen amaçsız yürümek, en doğru hareket gibi geliyor.
İçimdeki karmaşayı dışarıya bırakmak ister gibi adımlarımı hızlandırdım. Ama ne kadar yürürsem yürüyeyim, zihnim benimle geliyordu.
Bir Kahve Dükkanı ve Düşünceler
Benzer Bir Yazı: Kimler 1. sınıf tacir sayılır ?
Küçük bir kahve dükkanına girdim. İçerisi sıcaktı. Cam buhar yapmıştı. Bir köşeye oturdum.
Kahvemi beklerken defterimi çıkardım. Bu defter benim en dürüst yerim. Kimseye söyleyemediklerimi ona söylüyorum.
“Ben neden bu kadar kararsızım?” diye yazdım.
Sonra durdum. Bu sorunun cevabını gerçekten bilmek istiyor muyum, bilmiyordum.
Belki de sorun kararsızlık değildi. Belki de sorun, kendimi tek bir kimliğe sığdırmaya çalışmamdı.
Kahve geldi. Bir yudum aldım. Sıcaklık içime yayıldı. O an küçük bir rahatlama hissettim.
Ama zihnim hâlâ konuşuyordu.
İç Sesimle Konuşmalar
İçimdeki sesle bazen tartışıyorum. Bazen de ona yeniliyorum.
“Yanlış yoldasın,” diyor bir tarafım.
“Belki de yol diye bir şey yoktur,” diyor diğer tarafım.
Biri beni hızlandırmak istiyor, diğeri durmamı söylüyor.
Ve ben ikisinin arasında kalıyorum.
O gün kahve dükkanında şunu fark ettim: kimlik buhranı sadece ne yapacağını bilememek değil. Aynı zamanda kendinle sürekli pazarlık yapmak.
Bir karar alıyorsun, hemen ardından başka bir ses o kararı sorguluyor.
Bu iç döngü insanı yoruyor.
Ama garip bir şekilde, bu yorgunluk tamamen kötü değil. Çünkü içinde hâlâ bir arayış olduğunu gösteriyor.
Gece: Defterin Sessizliği
Eve döndüğümde hava kararmıştı. Oda yine soğuktu. Isınmaya çalışırken defterimi açtım.
Bugün yazdıklarımı tekrar okudum.
Kendi iç sesimi görmek bazen garip hissettiriyor. Sanki başka birinin hayatını okuyorum gibi.
Ama satırların arasında bir şey dikkatimi çekti: tamamen kaybolmuş değildim. Sadece arıyordum.
Ve belki de kimlik buhranı dediğimiz şey tam olarak buydu: insanın kendini bulma sürecinde yaşadığı dağınıklık.
Kendime Dürüst Olmak
O gece uzun süre düşündüm.
Belki de hayatın en zor kısmı, kim olmak istediğini bilmek değil; kim olduğunu kabul etmekti.
Kendi içimdeki parçaları bastırmaya çalıştıkça daha çok yoruluyordum.
O yüzden ilk kez kendime şunu söyledim:
“Şu an net olmayabilirim. Ama bu, kayıp olduğum anlamına gelmez.”
Bu cümle içimde küçük bir yer açtı.
Son Düşünce: Tamamlanmamış Bir Hikâye
Kimlik buhranı hâlâ içimde. Bir anda biten bir şey değil.
Ama artık ondan korkmuyorum eskisi kadar.
Çünkü fark ettim ki bu süreç, aslında bir eksiklik değil. Bir dönüşüm.
Ben hâlâ Kayseri’de yaşıyorum. Hâlâ 25 yaşındayım. Hâlâ sorularım var.
Ama artık sorularımdan kaçmıyorum.
Belki de cevaplar, ancak yürümeye devam edince ortaya çıkıyordur.