Şükela Nedir? Şükela Bazen Hayatın Kendisi Olur
Şükela, bir kelime gibi değil de bir yaşam tarzı, bir yaşam biçimi, bir felsefe gibi. İzmir’de, 25 yaşında, her anı komik bir şekilde yaşamaya çalışan, ama içten içe her şeyin üzerine düşündükçe biraz daha dertlenen, sürekli espri yapan ama bir o kadar da duygusal olan biri olarak, hayatı bazen Şükela kavramıyla tanımlıyorum. Şükela, bazen “harika” anlamında kullanılır ama kimse size açıklamayı yapmaz. Yani bu yazıda ben size Şükela’nın ne olduğunu anlatmaya çalışacağım, tabii bu kadar derinlemesine bir sorgulama yaparken, birkaç esprili “arkadaş muhabbeti”ne de yer bırakacağım. Geriye dönüp bakınca, şükela kelimesinin benim için neler ifade ettiğini ve hayatı nasıl daha eğlenceli hale getirdiğini görmeye başlayacaksınız.
Şükela’yı İlk Kez Duyduğumda
İzmir’de büyüdüm, birçoğumuz gibi sokakta oynadım, çimenlere basıp eve geç kaldım, kaybolan kediye üzülüp, tüylerini bulmaya çalıştım… Ama bir gün, bir arkadaşım bana “Aaa Şükela” dediğinde, o kadar basit bir kelimeydi ki, o an düşündüm “Bu ne şimdi? Şükela mı? Ne demek ya?”.
Ve sonra hayatımda bir dönüm noktası yaşadım. “Şükela” dediği an, birdenbire her şeyin daha eğlenceli olduğunu fark ettim. O kadar doğal bir kelime ki, önce anlamını sorgulamaya başlamıştım. Evet, “Şükela” dedikten sonra dünyada her şeyin daha güzel olduğunu hissettim.
İlk zamanlar, hep şu şekilde bir iç sesim vardı:
“Ya, ciddi olamam ki, adam bana gerçekten de ‘Şükela’ dedi ya. Ne demek şimdi bu? Bunu düşünecek miyim?”
Ama sonra anladım: Şükela, kelimenin bizzat kendisinden çok, yaşadığın anı anlamlandırma biçimidir. Bazen her şeyin içinde bir anlam aramayı bırakıp sadece neşe bulmalısın. İşte tam olarak “şükela” bu noktada devreye giriyor.
Şükela’nın Arka Planı: İzmirli Olmak ve Şükela
İzmir’de yaşamak, insana Şükela’yı öğretir. Çünkü burada insanlar, bir olayın en kötü yanını bulmak yerine, en komik tarafını bulurlar. O yüzden çok sık, bir arkadaşımla günün herhangi bir saatinde, “Bak, şu an bir Şükela anı yaşıyoruz!” diyebilirim. Ama o anı yaşarken de içimden düşünüyorum: “Şükela, gerçekten de hayatı anlamak için bir anahtar kelime gibi…”
Geçen gün, sabah işe giderken kaldırımda yürürken, önümdeki küçük bir çocuk yere düştü. Fakat düşerken yüzü hiç öyle acıklı değildi, tam aksine, şımarık bir gülümsemeyle kalkıp yere tekme attı. O an, içimden “Ayy, işte bu bir Şükela anı!” diye geçirdim. Çünkü insanlar bazen düşerler ama düşüşleri, kalkışları kadar komik olur. Her şeyin “yeni bir başlama” olduğunun farkına varırsınız.
Arkadaşım:
– “Abi, bugün yemekler n’apacak?”
– “Şükela be, her şey mükemmel olacak!”
Ve o an, hayat gerçekten de Şükela olmuştu. Basit ama eğlenceli, insana iyi gelen bir his.
Şükela Anları: İki Kişilik Sohbetler
Şükela’yı bazen arkadaşlarımın yapmaya çalıştığı çok basit şeylerle buluyorum. Kendi kendime diyorum ki, “Tamam, o an bir Şükela anı değil ama şükela olabilmesi için belki de bu bir fırsat”. Birkaç tane diyalog örneği ile bunu daha iyi anlatabilirim.
1. Diyalog:
Beni bir pizza restoranına davet etti arkadaşım. Şahsen, mekân pek hoşuma gitmedi ama orada komik bir şey oldu:
– “Yine geldiğimde sadece pizzanın kenarlarını bırakacak mısın? Orada çok hikaye varmış gibi mi hissediyorsun?”
– “Neden olmasın ki, aslında pizza da düşündüğüm gibi bir anlam taşıyor! Şükela bir olay bence! Benim için var olma mücadelesi.”
İşte o an, “Şükela” demek, bir anda her şeyin bir anlam taşıdığı, her şeyin eğlenceli hale geldiği bir anı simgeliyor.
2. Diyalog:
– “Bütün gün ofiste bilgisayarın başında mıydın?”
– “Hayır! Bugün çok Şükela bir şey yaşadım, bilgisayarımın tuşlarına basarken müzik açtım, ve şarkı tam da bir dakikalık sessizlikte başladığı anda!”
Bazen, basit bir olay bile “Şükela” olabilir. Hem hayatı hem de o anı daha fazla sorgulamadan sadece eğlenmek gerekmiyor mu?
Şükela ve Aklımın İçinde Sürekli Olan Çelişki
Bir taraftan sürekli “Şükela” diye gülüp eğleniyorum, diğer taraftan da bir başka köşede “Neden böyle oldu, hayatımda her şey bir şekilde anlam bulmalı” diye içimde bir tartışma sürüyor. Çünkü bazen insan, eğlenceyi ve derin düşünmeyi aynı anda yapmak zorunda kalıyor.
İzmir’de, kahve içmeye gittiğimde bile, iki dakikada herkesin arasında “Şükela” dedikten sonra insanın içi rahatlıyor. Ama birdenbire o rahatlık, biraz sonra bir şeyleri yanlış düşündüğüm hissine dönüşüyor.
Öyle ya, birini gözlemlemek, birkaç saniye önce bir şeylere takılmak, ama sonra “Şükela” demek… Bunu çok seviyorum, ikisini bir arada yaşamak. Mesela geçen hafta bir arkadaşım şöyle dedi:
– “Ağabey, senin ‘Şükela’ demen hep güzel oluyor, hep farklı bir bakış açısı getiriyorsun.”
Bunu duyunca düşündüm; insan hem eğlenip hem de düşünmeye devam edebilir mi? Evet, Şükela işte tam bunu mümkün kılıyor.
Şükela’yı Hayatımıza Katmak
Eğer hayatında bir değişiklik yapmak istiyorsan, Şükela’yı hayatına katmaya başla. Sadece ciddiyetin ve derin düşüncenin olduğu yerlerde değil, her anı eğlenceli hale getirecek bir dil kullan. Belki de tek yapman gereken “Şükela” dediğin an, hayatın nasıl kolaylaşacağına odaklanmak. Bu, hayatta küçük ama anlamlı bir fark yaratabilir.
Eğer bir gün benimle karşılaşırsanız, belki de en son yaşadığım bir “Şükela” anından bahsedeceğimdir. Ve kim bilir, belki sizin için de bir Şükela anı yaratırız, hep birlikte gülerek.
Sonuç: Şükela ve Eğlencenin Gücü
Sonuç olarak, “Şükela” demek, hayata karşı her zaman pozitif kalmanın bir yolu olabilir. İzmirli olmanın, yaşadığım çevreyle ilişkilendirilen komik ve derinlikli bakış açıları bana hayatı eğlenceli kılmayı öğretti. Bunu başarmak için tek yapmam gereken şey, sıkça “Şükela” demek. Çünkü, bazen gerçekten de hayatın anlamını en iyi, eğlenerek ve derin düşünmeden keşfederiz.
Şükela!