İçeriğe geç

8020 kuralı kimin ?

Merhaba değerli Globaldizayn okuyucuları. Bu yazımızda “8020 kuralı kimin” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.

80/20 kuralı kimin? Herkesin sahiplenmeye çalıştığı ama aslında kimsenin “tam anlamıyla sahibi olmadığı” bir fikir

Şunu en baştan söyleyeyim: 80/20 kuralı sanki modern internet kültürünün kutsal formülü gibi anlatılıyor ya, biraz abartıyoruz. “Az iş yap, çok sonuç al”, “20% çaba 80% sonuç getirir” gibi cümleler LinkedIn’de motivasyon postu, YouTube’da başarı reçetesi, Twitter’da hayat dersi olarak dolaşıp duruyor. Ama işin aslına indiğinde, “80/20 kuralı kimin?” sorusunun cevabı sanıldığı kadar basit değil.

Ve daha önemlisi: bu kural sandığımız kadar sihirli değil.

İzmir’de yaşayan, sosyal medyada bolca vakit geçiren biri olarak şunu açık açık söyleyeyim: Bu kuralı herkes seviyor çünkü karmaşık hayatı basitleştiriyor. Ama aynı zamanda herkes yanlış anlıyor çünkü fazla basitleştiriyor.

80/20 kuralı kimin? Tarihin içine gömülmüş bir fikir

80/20 kuralı dediğimiz şey aslında bir kişinin “ben böyle bir yasa icat ettim” dediği bir şey değil. Kökeni İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’ya dayanıyor.

Vilfredo Pareto ve bahçedeki bezelyeler

Pareto 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında yaşayan bir ekonomistti. Bir gün bakıyor ki İtalya’da servetin büyük kısmı küçük bir kesimin elinde. Daha sonra farklı ülkelerde de benzer bir dağılım gözlemliyor.

Ünlü gözlemi şu:

Toplumun yaklaşık %20’si, toplam servetin %80’ine sahip.

Sonra bu gözlem genişletiliyor. Matematiksel bir yasa değil ama “dağılım eğilimi” olarak kabul ediliyor.

Ama iş burada bitmiyor. Bugün 80/20 kuralı denince sadece ekonomi değil:

iş dünyası

verimlilik

zaman yönetimi

sosyal medya

satış stratejileri

her yere yayılmış durumda.

Ve açık konuşayım: bu yayılma hem iyi hem de tehlikeli.

80/20 kuralının popülerleşmesi: Basitleştirme çağının zaferi

Sosyal medya çağında insanlar karmaşık şeyleri sevmiyor. Daha doğrusu, anlamaya sabır ayırmak istemiyor. 80/20 kuralı bu noktada mükemmel bir “paket bilgi” haline geldi.

Neden bu kadar sevildi?

Çünkü kulağa şu geliyor:

“Az çalış, çok kazan”

“Az şey yap, büyük etki yarat”

“Her şeyin en önemli %20’sini bul, geri kalanını çöpe at”

İtiraf edelim, kim böyle bir fikri sevmez?

Ama İzmir’de deniz kenarında oturup biraz düşününce şunu fark ediyorum: Bu fikir çoğu zaman gerçek hayatın dağınıklığını görmezden geliyor.

İçimden biri diyor ki:

“Bu kadar basit olsaydı herkes zaten başarılı olurdu.”

80/20 kuralının güçlü yanları: Evet, işe yaradığı yerler var

Haksızlık etmeyelim, bu kural tamamen boş değil. Hatta bazı alanlarda ciddi şekilde işe yarıyor.

1. Odaklanma sağlar

Modern hayatın en büyük sorunu dikkat dağınıklığı. 80/20 kuralı diyor ki:

“Her şeyi yapmaya çalışma, en etkili olanları bul.”

Bu, özellikle:

iş yönetimi

proje planlama

öğrenme süreçleri

için ciddi bir avantaj.

2. Verimlilik hissi yaratır

İnsan psikolojisi açısından bakarsak, “az ama etkili iş yapıyorum” hissi motivasyon sağlar. Beyin ödül sistemini sever.

İçimdeki sosyal medya kullanıcısı şöyle diyor:

“Eğer %20 iş bana %80 sonuç getiriyorsa, geri kalan %80’e ne gerek var?”

Ama işte burada tehlike başlıyor.

3. Öncelik belirlemeyi öğretir

80/20 kuralının en sağlam tarafı şu: Her şey eşit değildir.

Hayatta bazı şeyler gerçekten daha etkilidir:

bazı müşteriler daha fazla gelir getirir

bazı alışkanlıklar hayatı daha çok değiştirir

bazı ilişkiler daha belirleyicidir

Bu gerçek.

80/20 kuralının zayıf yanları: İşte burada tartışma başlıyor

Şimdi biraz daha sert konuşalım. Çünkü herkes bu kuralı överken kimse sınırlarını konuşmuyor.

1. Yanlış anlaşılmaya çok açık

80/20 kuralı “çalışmanın %80’ini boş ver” demek değildir. Ama internet bunu böyle anlatmayı seviyor.

Gerçekte ise:

%20 kritik işler vardır

ama %80 destekleyici işler olmadan o %20 çalışmaz

Bir bina düşün:

Sadece kolonlar önemli diye duvarları yok sayarsan, o bina ayakta kalmaz.

2. Her alanda geçerli değildir

En büyük yanılgı burada.

Bazı alanlarda dağılım 80/20 değildir:

70/30 olabilir

90/10 olabilir

hatta 50/50 bile olabilir

İçimdeki analitik taraf şöyle diyor:

“Evren tek bir oranla açıklanamaz.”

Ama popüler kültür bunu umursamıyor.

3. Emek görünmez hale gelir

80/20 kuralı bazen emeğin değerini küçümser. Çünkü görünür olan %20’ye odaklanırken, görünmeyen %80’i yok sayar.

Örneğin:

Bir YouTube videosu 10 dakikadır ama arkasında 10 saat hazırlık vardır

Bir proje “kolaymış” gibi görünür ama altyapı çalışması aylar sürer

Bu görünmez emek yok sayıldığında sistem adaletsizleşir.

80/20 kuralı kimin? Aslında kimsenin ve herkesin

Burada biraz netleşmek gerekiyor.

80/20 kuralı:

Vilfredo Pareto’nun gözlemlerine dayanır

ama modern yorumları çok genişlemiştir

ve bugün tek bir kişiye ait bir teori olmaktan çıkmıştır

Yani teknik olarak:

kökeni Pareto

gelişimi çok sayıda akademisyen ve iş dünyası uygulayıcısı

Ama popüler kullanımda artık “kolektif bir fikir” haline gelmiştir.

İçimdeki tartışmacı taraf şöyle diyor:

“Bu kural artık bir insanın değil, internetin malı.”

Ve açıkçası bu biraz doğru.

İş dünyasında 80/20: Gerçek mi, efsane mi?

Şirketler bu kuralı çok sever. Çünkü yönetmesi kolaydır.

Satış ve müşteri analizi

Birçok şirkette gerçekten de:

müşterilerin küçük bir kısmı gelirin büyük kısmını getirir

ürünlerin küçük bir kısmı satışların çoğunu oluşturur

Bu doğru.

Ama sorun şu: Bu gözlem “her şeyi kesip at” anlamına gelmez.

Tehlikeli yorum

Bazı yöneticiler şuna kayar:

“Zaten %80 önemsiz, o zaman azaltalım.”

Ama o %80 genellikle:

sistemi ayakta tutar

riskleri dengeler

sürdürülebilirliği sağlar

Sosyal medya ve 80/20 illüzyonu

İzmir’de sabah kahvesi içerken Instagram açınca 80/20 kuralı mutlaka karşıma çıkıyor.

Ama burada başka bir problem var: gösterilen şey ile gerçek süreç arasındaki uçurum.

Görünen başarı

“Günde 2 saat çalışarak başarıya ulaştım.”

Harika.

Görünmeyen gerçek

yıllarca birikim

deneme-yanılma

başarısızlıklar

sistem kurma süreci

Ama bunlar postta yok.

İçimdeki şüpheci taraf diyor ki:

“Bu kural başarıyı basitleştirerek pazarlanıyor.”

80/20 kuralı gerçekten nasıl kullanılmalı?

Eğer bu kuralı tamamen çöpe atarsak da yanlış, kutsallaştırırsak da yanlış.

Daha gerçekçi yaklaşım

Öncelik belirlemek için kullan

Ama sistemi küçümsemek için değil

Verimlilik aracı olarak gör, sihirli formül olarak değil

Kendine sorulması gereken sorular

Gerçekten hangi %20 en önemli?

Geri kalan %80 tamamen gereksiz mi, yoksa destekleyici mi?

Sistemi keserek mi yoksa optimize ederek mi ilerliyorum?

Son düşünce: Basit formüllerin cazibesi

80/20 kuralı kimin sorusu aslında şuna dönüşüyor: “Basit bir fikir hayatı gerçekten açıklayabilir mi?”

Cevap net değil.

Bazen işe yarıyor, bazen tamamen yanıltıyor. Ama en büyük etkisi şu: insanlara düşünmeden karar verme kolaylığı sunuyor.

Ve belki de asıl risk burada.

Çünkü hayat, tek bir oranla açıklanamayacak kadar karmaşık.

İlginizi Çekebilecek İçerik: 8. sınıfta keşif nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ahmet Başbey Bülent Kent