Uzaya Giden Türk’e Ne Denir? Bir Hayalin Peşinden…
Bugün Kayseri’de, bir kahve içip pencerenin kenarına oturduğumda, düşüncelerimle baş başa kaldım. Dışarıda gri gökyüzü ve soğuk rüzgar var. Ama ben, her zamanki gibi, kafamda başka bir yerdeydim. Uzaydaydım. Bir Türk’ün, tam anlamıyla gökyüzünden öteye, uzaya gidişini düşünüyordum. “Uzaya giden Türk’e ne denir?” diye sordum içimden. Belki bu soruya herkesin cevabı farklıdır, ama ben, kendime verdiğim yanıtla o kadar duygusallaştım ki, bir an içimi tarifsiz bir hayal kırıklığı kapladı.
Bir Anı: İlk Kez Uzayı Hayal Etmek
Çocukken, uzaya dair en derin hayallerimi, annemin bana okuduğu masallarla kurardım. “Bir gün uzaya gideceğim” derdim, sonra bir süre sessiz kalır, gözlerim uzaya dalarken düşüncelere gömülürdüm. Bir Türk’ün, tam da benim gibi birinin, bir gün uzaya gittiğini görmek… Hayal bile edemediğimiz bir şeydi. Hep uzak bir gerçeklikti. O kadar uzak ki, bana hiç dokunmaz gibi hissediyordum.
Ama sonra bir gün, o haberi duyduğumda her şey değişti. Bir Türk, uzaya gitmeye hazırlanıyordu. Hemen içimden bir heyecan fırtınası başladı. Gerçekten mümkün müydü? Uzaya giden bir Türk… Bu kadar büyük bir olayın parçası olmak, bunun gerçek olduğunu görmek… Bir an her şeyin altı üst oldu. Uzaya giden bir Türk’e ne denir? Belki bir kahraman denir, belki bir öncü… Ama bence, o kişi sadece bir insan olurdu, bizim gibi bir insan. Kendi içimizdeki umutla dolu, belki de en çok da korkuları ve hayal kırıklıklarıyla. Ama aynı zamanda cesur. Cesur bir Türk.
O Anki Duygularım: Heyecan ve Hayal Kırıklığı
İlk etapta, içim o kadar coşkulu bir şekilde çırpındı ki, bir süre ne diyeceğimi bilemedim. Bir Türk, uzaya gidecek! O kadar büyük bir şeydi ki, bunu kutlamak istedim, hemen herkesle paylaşmak istedim. Ama sonra, bir anda bir başka duygu daha kapladı içimi. Bir hayal kırıklığı. Sanki bir eksiklik vardı. Çünkü… çünkü bu anı, yıllardır hayalini kurduğum, her gün düşündüğüm bir şeyin aslında çok geç gelmiş olması gibi hissettirdi. Neden bu kadar zaman geçti? Neden bizim kuşağımız, o anı bu kadar beklemek zorunda kaldı? Bütün bu yıllar, biz hayal kurarken neden başka yerlerde onlarca Türk, bu fırsatları bulamamıştı?
Bazen hayallerimize o kadar odaklanıyoruz ki, bazen ulaşamayacağımızı kabul etmek, bize çok acı geliyor. Ama işte bu adam, bizim gibi birisi. O da bizden. O da bu dünyada yaşıyor, bu sokaklardan geçiyor, Kayseri’de, İstanbul’da, Antep’te, Ankara’da doğmuş biri. Bir Türk… Bir Türk’ün uzaya gitmesi, bana aynı zamanda bir anlamda yaşadığımız zamanın, değerlerin, hayallerin ötesinde bir şey olduğunu hatırlatıyor. Hadi hep birlikte hayal edelim; o anı, o dakikayı, o duyguyu!
Sonunda Sorunun Yanıtını Bulmak: Ne Denir?
İçimdeki karışık duygularla bir süre yalnız kaldım. O an bu sorunun cevabı, belki de hiç bu kadar önemli olmamıştı. “Uzaya giden Türk’e ne denir?” dedim, ama cevabım bir anda parladı. O kişiye, o anı yaşayan insana, bir isim koymak zor. Çünkü o kişi, bizleri temsil ediyor. O kişi, her birimizin hayal ettiği bir şeyin gerçeğe dönüşmüş hali. O kişi, sadece bir Türk değil, milyonlarca insanın hayalini, umutlarını ve arzularını taşıyan bir sembol. Bence, bir Türk’ün uzaya gitmesine “bir umut” demek en doğru olacak.
Hepimiz, bir şekilde bir uzaya gitme hayalini kurmuş insanlarız. O kişi, o anı yaşayacak olan kişi, sadece bir “uzaya giden Türk” değil; “bir umut” demek istiyorum. Çünkü biz, bu topraklarda büyüyüp de hayal kurmuş her insan, aslında kendi iç yolculuğunda o “uzaya” gitmeyi bekliyor. Ve o kişi, hepimizin bir gün ulaşmak istediği o hayale, o en yüksek noktaya, dokunan ilk kişi olacak.
Sonunda, kendime şu cevabı verdim: Uzaya giden Türk’e “umut” denir. Hem de en güçlü haliyle.