Das Kapital Kaç Sayfa? Geleceğin Toplumlarını Şekillendirecek Bir Klasik Üzerine Vizyoner Düşünceler Bazen bir kitap sadece satırlardan ibaret değildir; bir çağın, bir düşüncenin ve hatta geleceğin haritasını çizer. Karl Marx’ın dev eseri Das Kapital tam da böyle bir kitap. Orijinal baskısı yaklaşık 800 ila 1200 sayfa arasında değişen bu eser, sayfa sayısının ötesinde bir derinlik ve fikir zenginliği taşır. Ancak gelin biz, bugün bu sayfa sayısından daha ötesine bakalım: Bu eser gelecekte bizi nasıl bir dünyaya taşıyabilir? Erkeklerin ve kadınların farklı bakış açıları bu geleceği nasıl şekillendirebilir? Bir Kitaptan Daha Fazlası: Das Kapital’in Geleceğe Uzanan Gölgesi Das Kapital’in orijinal Almanca…
8 YorumEtiket: bir
Göz hakkı nedir sorularla islamiyet? — Tarihsel arka planı, fıkhî zemini ve güncel tartışmalar Göz hakkı, halk dilinde başkasının malına, imkânına veya nimetlerine bakan kimsenin duyduğu arzuya karşılık, mal sahibinin gönül alıcı bir ikramda bulunması anlamında kullanılan bir terimdir. Fıkıh literatüründe bu ifade birebir teknik bir başlık olmayabilir; yine de kavram, komşuluk hukuku, kul hakkı ve ihsan/infak ilkeleriyle yakından ilişkilidir. Bu yazı, “Göz hakkı nedir sorularla islamiyet?” arayışına cevap verirken, kavramın tarihsel arka planını, klasik fıkıhtaki yansımalarını ve güncel akademik tartışmaları bir arada ele alır. Göz hakkı nedir? Özünde “göz hakkı”, bir ahlâkî nezaket ve paylaşma tavsiyesidir: İmkânı olanın, imkânı…
8 YorumGösterişçi Tüketim Ne Demek? Bir Filozofun Gözünden Varlığın, Bilginin ve Ahlakın Tüketimi Bir filozof için her olgu, sadece görünenin değil, görünmeyenin de araştırılmasıdır. Tüketim de bu anlamda yalnızca ekonomik bir eylem değildir; o, insanın varoluş biçimini, bilgiyle kurduğu ilişkiyi ve değer anlayışını yansıtan bir aynadır. Peki, gösterişçi tüketim ne demek? Bu kavram, yüzeyde yalnızca “lüks tüketim” gibi görünse de, derininde insanın kendini başkaları üzerinden var etme çabasını gizler. Thorstein Veblen’in tanımıyla gösterişçi tüketim, bireyin tüketimi statü kazanmak için kullanmasıdır; ama felsefi açıdan bu, insanın “görülme” arzusunun varlık sahnesine taşınmasıdır. Ontolojik Perspektif: Tüketim Yoluyla Var Olmak Varlık felsefesi açısından gösterişçi tüketim,…
12 Yorum1876 Kanuni Esasi Neden İlan Edildi? Farklı Yaklaşımların Diyaloğu Konuya hep farklı açılardan bakmayı seven biri olarak, 1876’da Kanuni Esasi’nin neden ilan edildiğini tartışırken tek bir doğruya razı olmaktansa birlikte düşünmeyi tercih ediyorum. Bu yazıda, okurların katkısını da davet eden samimi bir sohbetle ilerleyelim: “Veri odaklı, soğukkanlı” bir mercekle görünenler neler? “Duygusal ve toplumsal etkiler” merceğiyle baktığımızda tablo nasıl değişiyor? (Not: Aşağıdaki başlıklar anlatımı kolaylaştırmak için adlandırılmıştır; perspektifler cinsiyete indirgenemez.) — Kanuni Esasi’nin Arka Planı: Kısa Bir Çerçeve 1876 Kanuni Esasi, Osmanlı’yı mutlak monarşiden anayasal monarşi yönüne çeviren ilk yazılı anayasaydı. Tanzimat’la hızlanan modernleşme arayışının bir devamı olarak, Meclis-i Mebusan…
8 YorumCinsel Mazoşizm Neden Olur? Toplumsal Normların ve Güç Dinamiklerinin Gölgesinde Bir Sosyolojik Okuma Toplumun karmaşık yapısını çözümlemeye çalışan bir araştırmacı olarak her zaman şunu düşünürüm: Bireylerin davranışları, yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda derin toplumsal anlamlar taşır. Cinsellik de bu bağlamda salt bir biyolojik dürtü değil; toplumun değerleri, roller ve güç ilişkileriyle yoğrulmuş bir kültürel yapıdır. İşte bu çerçevede, cinsel mazoşizm yalnızca bireysel bir eğilim değil, aynı zamanda toplumsal düzenin bir yansıması olarak karşımıza çıkar. Cinsel Mazoşizmin Toplumsal Arka Planı Cinsel mazoşizm, bireyin haz duygusunu acı, aşağılanma veya kontrol kaybı gibi deneyimlerle ilişkilendirmesi olarak tanımlanır. Ancak bu tanım, yüzeyde görünen bir…
11 YorumCandida Enfeksiyonu Nasıl Bulaşır? Mikro Dünyanın Büyük Dramı Arkadaşlar, gelin dürüst olalım: Hepimizin içinde minik bir “bilim dedektifi” var. Kaşıntı, kızarıklık, ağızda pamukçuk, bitmeyen şikâyetler… “Bu nereden geldi?” diye sorarken, mutfaktaki yoğurttan banyodaki havluya kadar her şeyi sorgular hâle geliyoruz. İşte tam bu noktada sahneye Candida çıkıyor: Vücudumuzun doğal sakini olan, ama fırsat buldu mu coşan bir maya mantarı. Bugün, ‘Candida enfeksiyonu nasıl bulaşır?’ sorusunu, sanki kalabalık bir masada sohbet ediyormuşuz gibi samimi ama derin bir turla masaya yatırıyoruz. Candida’ya Kısa Bir Yolculuk: Dost mu, Düşman mı? Candida (özellikle Candida albicans), ağız, bağırsak, vajina ve cilt gibi bölgelerde zaten yaşayan…
10 YorumToplumsal Dilin Kıvrımlarında: “Kayış” Argosunun Sosyolojik Anlamı Bir araştırmacı olarak şehir sokaklarında yürürken insanların konuşmalarına kulak kabartmak bana hep ilginç gelmiştir. Dikkatli dinlerseniz, gündelik dilin içinde toplumun gizli kodlarını, iktidar ilişkilerini ve cinsiyet rollerini duyabilirsiniz. O dilin bir köşesinde yankılanan “kayış” kelimesi de böyle bir örnektir. Yüzeyde basit bir argo sözcük gibi görünür, fakat derine indiğimizde erkeklik algısından kültürel normlara kadar uzanan çok katmanlı bir toplumsal yapı taşını keşfederiz. “Kayış” Argoda Ne Anlama Gelir? Argoda “kayış”, genellikle bir kişinin “gergin, saldırgan, fevri veya dengesiz” davranışlar sergilemesi anlamına gelir. Bazen “kayışı koparmak” deyimiyle kullanılır; bu, bireyin sabrını ya da kontrolünü yitirdiği,…
6 YorumKafa Sesi Tiz midir? Tarihsel Bir Bakışla İnsan Sesinin Evrimi Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini sürerken, yalnızca savaşların, imparatorlukların ya da toplumsal dönüşümlerin değil, insanın kendi sesinin de tarih boyunca geçirdiği değişim beni her zaman büyülemiştir. Çünkü ses, insanın kendini ifade etme biçimidir; hem iç dünyanın yankısı hem de toplumun aynasıdır. Peki, bu içsel müziğin en dikkat çekici unsurlarından biri olan kafa sesi nedir ve gerçekten tiz midir? Antik Çağdan Günümüze Sesin Anlamı Antik Yunan’da ses, tanrısal bir armağan olarak kabul edilirdi. Orpheus’un lirinden çıkan tınıların doğayı bile etkilediğine inanılırdı. İnsan sesinin o dönemlerdeki anlamı yalnızca müzikle sınırlı değildi; toplumsal…
12 YorumBir Filozofun Düşüncesiyle: Göçüşme Kavramı Üzerine Felsefi Bir Yolculuk Felsefenin kadim soruları arasında bir yenisi sessizce yükselir: “Değişim nedir?” Eğer her şey sürekli akış içindeyse, insanın kendisi de göç eden bir anlam mıdır? İşte tam bu noktada göçüşme kavramı, yalnızca dilin bir ifadesi değil, varoluşun felsefi bir anlatımı olarak karşımıza çıkar. Göçüşme, Türkçede bir yerden başka bir yere geçme, yer değiştirme veya dönüşme anlamını taşır. Ancak bu kelime, sıradan bir hareketi değil, anlamın, duygunun, hatta kimliğin bir varlık hâlinden diğerine geçişini temsil eder. Bu yazıda “Göçüşme ne demek?” sorusunu, üç büyük felsefi disiplinin rehberliğinde inceleyeceğiz: etik, epistemoloji ve ontoloji. Çünkü…
10 YorumGölge Boyu Ne Zaman Sıfır Olur? Toplumsal Yapıların Işığında Bir Analiz Bir Araştırmacının Gözünden: Gölgeyi Anlamak Bir insan olarak yaşadığımız toplumun ışığı altında yürürken hepimizin ardında bir gölge vardır. O gölge bazen uzar, bazen kısalır, bazen de tamamen kaybolur. “Gölge boyu ne zaman sıfır olur?” sorusu yalnızca fiziksel bir olguyu değil, toplumsal yaşamın derinliklerine uzanan bir metaforu da barındırır. Gölge, insanın varoluşuyla birlikte şekillenir; tıpkı bireyin, toplumun dayattığı normlar ve roller içinde biçim alması gibi. Gölgenin sıfır olduğu o an, ışığın tam tepeden geldiği zamandır — belki de bireyin, toplumsal kalıpların tam merkezinde, görünmez bir uyum yakaladığı o kısa andır.…
12 Yorum