İçeriğe geç

Jandarma hangi dilden ?

Jandarma Hangi Dilden?

Bir sabah, Kayseri’nin soğuk sokaklarından birinde, bir “Jandarma” kelimesi kulaklarımda yankı yapmaya başladı. O an, kafamda beliren bu tek kelime, o kadar çok şey ifade ediyordu ki… Gözlerim biraz dağınıktı, ama içimde bir merak ve biraz da heyecan vardı. O sabah yaşadığım anı, hala unutamıyorum. Çünkü, “Jandarma hangi dilden?” sorusu, sadece o anın sorusu değildi; bambaşka bir anlam taşıyordu.

Kendi İçimde Bir Çelişki

Herkesin bir sabah rüyasından uyanıp hayatına devam ettiği gibi, ben de o sabah uyanmıştım. Ama o güne kadar yaşadıklarım, hayatımda çok da yer edinmemişti. Çalışma odamda kitaplarımı karıştırırken, içeriye birden Jandarma sesi girdi. “Hangi dilden?” sorusu dönüp duruyordu kafamda.

Hatırlıyorum, bir gün Kayseri’nin merkezine gitmek için otobüse bindiğimde, yanımda bir jandarma vardı. O kadar gergindim ki. İki genç adamı, uzun yıllar boyunca sadece televizyonlardan, filmlerden ve kitaplardan tanıyordum. Ama o an o kadar gerçekti ki, Jandarma’nın varlığı, bana hayatın her anının ne kadar beklenmedik bir sürprizle karşılaşılabileceğini gösterdi.

Bir yandan cebimden telefonumu çıkarıp bir mesaj yazmaya başladım. Evet, hala şüpheliydim. Jandarma bu kadar yakınımda, o kadar sessiz, o kadar sabırlı. Her zaman otobüslerde karşınıza çıkan o tipik devlet görevlisi gibi… Ama o sabah, onun bakışları o kadar derin ve başka bir dildi ki. Hani, gözlerindeki o tuhaf ifadeyi anladım. Sanki bana bir şey söylemeye çalışıyordu. Ama ne?

Birkaç Sözcük, Birçok Anlam

“Jandarma hangi dilden?” diyordum, içimden. “Sadece asker dili mi? Sadece devlet dili mi? Ya da bir köyün derinliklerinde, yavaşça öğrenilen o eski dili mi?” O kadar çok soru vardı ki kafamda. Jandarma, sadece resmi bir asker değilmiş gibi, bambaşka bir insan gibi hissettirdi. Aramızda sadece birkaç adım mesafe vardı, ama içimdeki o mesafe sonsuz gibi hissediliyordu. Belki de hayatımda ilk kez, kendimi anlamadığım bir kişinin gözlerine bakarak anlayacaktım.

Düşüncelerim o kadar karışıktı ki, birden kafamda uyanan düşüncelerle kendimi tutamıyordum. Kimdi o? Ne hissediyordu? Neler vardı o adamın içinde? Ve en önemlisi, “Jandarma hangi dilden?” sorusu, bana sadece bir görevliyi mi anlatıyordu yoksa daha derin bir soruyu mu işaret ediyordu?

Bir anda otobüsün kapısı açıldı ve ben o derin düşüncelerden sıyrıldım. Belki de bu soruya yanıt bulmam için biraz daha zaman vardı, belki de hiç bulamayacaktım.

Kapanan Kapıların Arkasında

O an, yine sormadan edemedim: Jandarma, sadece sorumluluk taşıyan bir görevli miydi? O kadar sakin, o kadar derin bakıyordu ki, sanki bir insanın bütün duyguları bir arada toplanmış gibiydi. O an, hayatın her anının ne kadar değerli olduğunu fark ettim. Çünkü bazı sorular sadece hayatın içinde, o anın içinde kalabilir.

Bir haftalık düşüncelerin ardından, sonunda bu sorunun aslında sadece bir başlangıç olduğunu fark ettim. Jandarma hangi dilden sorusunun cevabını, bir tek ben bulamazdım belki ama hayat, bazen en sessiz anlarda insanı içine çekerdi.

Son Söz

Kayseri’nin o soğuk sabahında, bir jandarmayla geçen o kısa an, bana çok şey öğretti. Her şeyin görünmeyen, açıklanamayan bir tarafı vardı. O yüzden, bazen bir kelime bile, bir insanın tüm dünyasını değiştirebilir. “Jandarma hangi dilden?” sorusu, belki de sadece bir başlangıçtı. O an, o kadar derin bir anlam taşıyordu ki, her şeyin aslında ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha fark ettim.

Belki de hayat, o “Jandarma” gibi sessiz, sakin ama içinde koca bir dünya barındıran bir dil konuşuyor. Kafamdaki bu soru, hep benimle kalacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ahmet Başbey Bülent Kent