İçeriğe geç

GNH ne demek ?

GNH: Brüt Ulusal Mutluluk Nedir ve Sosyolojik Bir Bakışla Ne Anlama Gelir?

Dünyada yaşam standardı ve refah ölçütlerini genellikle ekonomik büyüme, gelir düzeyi ve diğer maddi faktörler üzerinden değerlendiriyoruz. Ancak, son yıllarda, yalnızca ekonomik büyümenin ötesine geçen bir kavram daha ön plana çıkmaya başladı: Brüt Ulusal Mutluluk (GNH). GNH, ekonomiden çok daha fazlasını içeriyor; insanları, toplumları ve gezegenin geleceğini düşündüğümüzde, sadece paranın değil, mutluluğun ve refahın nasıl ölçüldüğüne dair derin bir sorgulamadır. GNH’nin ne anlama geldiğini, toplumsal normlar, cinsiyet rolleri, kültürel pratikler ve güç ilişkileri ile nasıl şekillendiğini anlamak, modern toplumları çözümlemek adına büyük bir önem taşıyor.

Hepimiz yaşamımız boyunca, dışarıdan bize dayatılan mutluluk tanımlarına karşı sorgulayıcı bir tavır takınmışızdır. Mutluluk, genellikle başarı, para, popülerlik gibi dışsal etmenlerle ilişkilendirilir. Ancak GNH, bireylerin sadece maddi kazanımlarla değil, aynı zamanda sosyal ilişkiler, psikolojik sağlık, çevre bilinci ve kültürel değerlerle de ne kadar tatmin olduğunu ölçmeyi amaçlar. GNH’nin temelleri, toplumsal yapıları, kültürleri ve bireylerin birbirleriyle olan etkileşimlerini derinlemesine analiz etmeye dayanır.

Bu yazı, GNH’yi sosyolojik bir perspektiften inceleyecek ve toplumsal yapıların, kültürel normların, cinsiyet rollerinin ve güç ilişkilerinin mutlulukla nasıl şekillendiğini ele alacaktır.
GNH: Temel Kavramlar ve Tanımlar

Brüt Ulusal Mutluluk (GNH), ilk olarak 1970’lerde, Bhutan Krallığı tarafından önerilen bir kavramdır. Bhutan hükümeti, kalkınmayı yalnızca ekonomik büyüme üzerinden tanımlamanın yetersiz olduğunu kabul ederek, halkının refahını daha geniş bir çerçeveden ölçmeyi hedeflemiştir. GNH, ekonominin ötesinde, toplumların mutluluğunu ve refahını daha bütünsel bir şekilde değerlendiren bir yaklaşımdır. Bu kavram, dört temel direğe dayanır:

1. Sürdürülebilir kalkınma: Doğal kaynakların korunması, çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik büyümenin halk sağlığına, eğitimine ve kültürel değerlerine hizmet etmesi.

2. Korunan kültür: Toplumların kültürel değerlerinin ve geleneklerinin korunması, kültürel çeşitliliğin sağlanması.

3. Çevresel çeşitlilik ve uyum: Doğaya saygı gösterme, çevreye duyarlı yaşam biçimlerinin benimsenmesi.

4. Daha iyi yönetişim: Adil, eşitlikçi ve hesap verebilir yönetim anlayışının uygulanması.

GNH, mutluluğu sadece bireysel bir duygusal durum olarak görmek yerine, kolektif refah ve toplumsal adaletle de ilişkilendirir. Peki, toplumlar bu ölçütleri ne kadar benimseyebilir? Sosyolojik olarak GNH, nasıl şekillenir?
Toplumsal Normlar ve GNH

Toplumsal normlar, bireylerin neyin doğru ya da yanlış olduğunu, hangi davranışların kabul edilebilir ya da edilmez olduğunu belirleyen güçlü bir güçtür. GNH’nin şekillenmesinde toplumsal normların etkisi büyüktür. Toplumların mutluluk anlayışı, çoğunlukla kültürel, dini ve sosyal değerlerle biçimlenir. Bir toplumun neyi “iyi” ve “doğru” olarak kabul ettiği, bireylerin kendilerini nasıl hissedeceğini ve dolayısıyla GNH’yi nasıl deneyimleyeceğini etkiler.

Örneğin, Batı toplumlarında, başarı genellikle bireysel bir çaba ve ekonomik kazançla ölçülürken, toplumsal adalet ve eşitsizlik gibi kavramlar daha çok ikincil plana atılabiliyor. Ancak Bhutan gibi toplumlar, bu anlayışın dışına çıkarak, toplumsal eşitlik ve kapsayıcılık gibi değerleri mutluluğun temeli olarak kabul ederler. Bhutan’da insanlar, kişisel kazançtan ziyade, toplumun geneli için bir değer yaratmayı ve çevresel sürdürülebilirliği önemserler.

Bu anlamda toplumsal normlar, bireylerin içsel tatmin ve mutluluk anlayışlarını şekillendirir. Bir toplumun neyi değerli kabul ettiğini görmek, onun GNH’yi nasıl tanımladığını anlamamıza yardımcı olur.
Cinsiyet Rolleri ve GNH

Cinsiyet rolleri, bireylerin toplumdaki yerini ve haklarını belirleyen önemli bir yapıdır. GNH’nin temeli, sadece bireylerin mutluluğu üzerine değil, aynı zamanda toplumdaki tüm bireylerin eşit haklarla yaşamasına dayalıdır. Ancak, cinsiyet eşitsizliği, toplumların refah seviyesini ciddi biçimde etkileyebilir. Kadınların toplumda maruz kaldığı ayrımcılık ve eşitsizlik, doğrudan onların mutluluğunu etkiler.

Birçok toplumda, geleneksel cinsiyet rolleri kadınları daha düşük ücretli işlerde çalışmaya, daha az sosyal güce sahip olmaya ve ev içi işlerle sınırlı kalmaya zorlar. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal mutluluğun önünde büyük bir engel oluşturur. GNH, toplumların sadece maddi değil, toplumsal eşitliği de göz önünde bulundurmasını talep eder.

Örneğin, Bhutan’da cinsiyet eşitliği, eğitimde, iş gücünde ve siyasi katılımda önemli bir yer tutar. Bhutan hükümeti, kadınların ekonomik ve toplumsal hayatta eşit fırsatlar bulmalarını sağlamak adına çeşitli adımlar atmaktadır. Bu, GNH anlayışının sadece “toplumsal adalet” ile değil, aynı zamanda kadınların refahı ve gelişimiyle de doğrudan ilgili olduğunu gösterir.
Kültürel Pratikler ve GNH

Her toplum, kültürel pratikleriyle de mutluluğu tanımlar. Kimi toplumlar, bireysel başarıyı ön plana çıkarırken, kimisi de toplumsal dayanışmayı, işbirliğini ve birlikte yaşamayı değerli kılar. Kültürel pratikler, toplumsal normlarla iç içe geçmiş, belirli davranış biçimlerinin tekrarlandığı bir alandır. Bu pratikler, insanların mutluluğunu ne şekilde algıladıklarını ve toplumsal yapının buna nasıl hizmet ettiğini gösterir.

Örneğin, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma, birçok Asya kültüründe önemli bir yer tutar. Karma gibi yaşam felsefeleri, insanların başkalarına yardım etmesinin kendi mutluluklarını artırdığına inanır. Böyle bir kültürel pratiğin varlığı, GNH’nin toplumsal yapıları dönüştürme gücünü artırır. Bhutan’da yerel halk, devlet politikalarına katılım sağlarken, toplumdaki herkesin refahını düşünerek hareket eder.
Güç İlişkileri ve GNH

Son olarak, güç ilişkileri GNH’nin toplumsal yapıda nasıl şekillendiğini anlamamızda kritik bir rol oynar. İktidar sahipleri, toplumun mutluluğuna dair kararlar alırken, çoğu zaman belirli grupların çıkarlarını gözetir. Bu da toplumsal eşitsizliklere yol açabilir. Örneğin, bir toplumda ekonomik gücü elinde bulunduran sınıf, refahı sadece kendine yönelik bir şekilde paylaşabilir, bu da genel halkın mutluluğunun azalmasına yol açar.

GNH’nin temelinde, eşitlikçi bir toplumsal yapı ve katılımcı demokrasi anlayışı yer alır. Güç, sadece elit sınıfların değil, tüm halkın elinde olmalıdır. Eğer bir toplumda belirli sınıflar veya gruplar marjinalleşmişse, bu toplumsal eşitsizlik, GNH’yi olumsuz etkiler.
Sonuç: Kendi Deneyimlerinizi Sorgulamak

Brüt Ulusal Mutluluk, yalnızca bireysel mutluluğu değil, toplumsal adaletin sağlanması, kültürel çeşitliliğin korunması ve çevresel sürdürülebilirliğin göz önünde bulundurulmasını talep eder. GNH’nin toplumsal yapılar, cinsiyet rolleri ve güç ilişkileriyle şekillendiğini fark ettiğimizde, kendi toplumumuzu ve yaşam biçimlerimizi daha derinlemesine sorgulamamız gerektiğini görüyoruz.

Sizce, mutluluk sadece ekonomik göstergelerle mi ölçülmeli, yoksa toplumsal adalet ve eşitsizlik gibi kavramlarla mı? Kendi toplumunuzda GNH’nin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ahmet Başbey Bülent Kent