İçeriğe geç

Gel ha gönül havalanma kime ait ?

Gel Ha Gönül Havalanma Kime Ait? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Yolculuk

Hayatta bazı sözler vardır ki duyar duymaz içimizde bir şey kıpırdar. “Gel ha gönül havalanma kime ait?” ifadesi de işte böyle bir çağrışım yapar. Bu yazıya başlarken kendimi, konulara farklı açılardan bakmayı seven, meraklı ve paylaşmayı seven bir dost gibi hissetmek istiyorum. Çünkü bu ifade, sadece bir cümlenin ötesinde; hem kültürel bir derinlik hem de bireysel bir sorgulama içeriyor. Şimdi gelin, bu soruya hem küresel hem de yerel gözlüklerle bakalım.

Küresel Perspektifte “Gönül” Kavramı

Küresel düzlemde “gönül” kavramı, farklı toplumlarda farklı karşılıklar bulur. Batı kültüründe gönül genellikle “heart” yani kalp ile özdeşleştirilir. Kalp, duyguların ve sevgilerin merkezi olarak görülür. Doğu kültürlerinde ise gönül, daha çok ruhsal derinliği, içsel huzuru ve insanın özünü ifade eder. Hint felsefesinde gönül; “atma” yani öz varlıkla ilişkilendirilirken, İslam medeniyetinde gönül; Allah’a yakınlık, ilahi aşka açık bir kapı olarak görülür. Dolayısıyla “havalanma” uyarısı evrensel anlamda bir dengeyi, ölçüyü ve içsel olgunluğu korumayı temsil eder.

Yerel Kültürlerde “Gel Ha Gönül Havalanma”

Anadolu kültüründe bu ifade, tasavvufi bir öğüt niteliği taşır. Halk edebiyatında, özellikle de ilahilerde, nefeslerde ve deyişlerde gönlün havalanmaması yani gurura kapılmaması sıkça vurgulanır. Yerel halkın gündelik yaşamında da bu söz, tevazu ve kanaatin önemini hatırlatır. Çünkü “havalanmak”, kibirlenmek veya kendini olduğundan büyük görmek anlamında kullanılır. Anadolu insanı için gönül, hem sevginin hem de insanlık onurunun evidir. Bu nedenle gönlün havalanmaması, toplumsal barışın ve kişisel ahlakın da bir gereğidir.

Küresel Dinamiklerin Etkisi

Günümüzde küreselleşme ile birlikte kültürlerarası etkileşim arttı. Batı’nın bireysel özgürlük ve kendini ifade etme anlayışı ile Doğu’nun tevazu ve içsel yolculuk öğretileri artık daha çok yan yana geliyor. “Gel ha gönül havalanma” ifadesi bu noktada bir denge çağrısıdır. Bize şunu hatırlatır: Kendini gerçekleştirmek değerlidir ama bu yolculukta kibir değil, denge ve farkındalık esas olmalıdır. Modern dünyada gönül, yalnızca bireysel bir alan değil, toplumsal dayanışmanın da taşıyıcısıdır.

Yerel Dinamiklerin Önemi

Yerel topluluklarda bu ifade, kuşaktan kuşağa aktarılan bir öğüt niteliği taşır. Türkülerde, atasözlerinde ve sohbetlerde sıkça karşımıza çıkar. Köy meydanında, aile sofralarında ya da bir mecliste, bir büyüğün bu sözü söylemesi, gençlere tevazu dersi vermenin bir yoludur. Yerel dinamikler, bireysel egoyu törpüleyerek insanı topluluğun bir parçası olmaya çağırır. Bu da topluluk bağlarının güçlenmesini sağlar.

Gönül Havalanmasın: Evrensel ve Yerel Arasında Bir Köprü

Bu ifade aslında evrensel bir öğretinin yerel bir dile yansımasıdır. Her kültürde “gönlün” sınırlarını hatırlatan, insanı dengede tutan öğütler vardır. Bazen bir Budist öğretide, bazen bir Afrika atasözünde, bazen de bir Anadolu deyişinde… Hepsi aynı köprünün farklı taşlarını oluşturur. “Gel ha gönül havalanma” bu köprünün Anadolu’daki yankısıdır.

Okuyucuya Davet

Bu yazıyı tamamlarken bir davet bırakmak istiyorum: Siz kendi kültürünüzde veya yaşamınızda “gönlün havalanmaması” çağrısını nasıl duyuyorsunuz? Belki annenizin söylediği bir söz, belki dedelerinizden duyduğunuz bir öğüt, belki de kendi deneyimlerinizden çıkardığınız dersler… Gelin, bu deneyimleri paylaşalım. Çünkü gönlün havalanmaması, aslında hepimizin ortak insanlık mirasıdır.

Sonuç

“Gel ha gönül havalanma kime ait?” sorusu hem bireysel hem toplumsal düzeyde bizi düşünmeye davet eden bir ifadedir. Küresel perspektifte ruhsal dengeyi, yerel kültürde tevazuyu, evrensel düzlemde ise insanlığın ortak öğüdünü barındırır. Samimiyetle paylaşılan her deneyim, bu ortak mirası zenginleştirir.

8 Yorum

  1. Kıvılcım Kıvılcım

    Konuya giriş sempatik, sadece birkaç teknik ifade fazla duruyor. Benim çıkarımım kabaca şöyle: “Gel ha gönül havalanma” türküsü, anonim bir eserdir . Ancak, türkü Sivas Şarkışla yöresine aittir ve İzzet Savaş tarafından söylenmiş, Nida Tüfekçi tarafından derlenerek TRT repertuarına kazandırılmıştır. Türküyü seslendiren bazı sanatçılar arasında Turan Engin ve Feyzullah Çınar da bulunmaktadır.

    • admin admin

      Kıvılcım!

      Yorumlarınız yazının odak noktalarını belirginleştirdi.

  2. Sevda Sevda

    İlk bölüm konuyu toparlıyor, ama biraz daha cesur bir dil iyi olabilirmiş. Bence küçük bir ek açıklama daha yerinde olur: “Gel ha gönül havalanma” türküsü, anonim bir eserdir . Ancak, türkü Sivas Şarkışla yöresine aittir ve İzzet Savaş tarafından söylenmiş, Nida Tüfekçi tarafından derlenerek TRT repertuarına kazandırılmıştır. Türküyü seslendiren bazı sanatçılar arasında Turan Engin ve Feyzullah Çınar da bulunmaktadır.

    • admin admin

      Sevda!

      Değerli dostum, yorumlarınız yazıya yön verdi, gelişim sürecini hızlandırdı ve çalışmayı daha nitelikli bir hale getirdi.

  3. Karar Karar

    Metnin sonunda Gel ha gönül havalanma kime ait ? ile ilgili çıkarımlar daha güçlü vurgulanabilirdi. Buradaki temel mesele aslında “Gel ha gönül havalanma” türküsü, Teslim Abdal ‘a atfedilmektedir. Ancak, türkünün kesin yazarı bilinmemektedir, çünkü anonim bir eser olarak kabul edilmektedir. Türkü, Sivas Şarkışla yöresine aittir ve Nida Tüfekçi tarafından derlenmiştir..

    • admin admin

      Karar! Kıymetli yorumlarınız sayesinde yazının dili sadeleşti, anlatım daha güçlü hale geldi ve akıcı bir üslup kazandı.

  4. Kübra Kübra

    Konuya giriş sempatik, sadece birkaç teknik ifade fazla duruyor. Benim bakış açım biraz daha şöyle ilerliyor: “Gel ha gönül havalanma” türküsü, anonim bir eserdir . Ancak, türkü Sivas Şarkışla yöresine aittir ve İzzet Savaş tarafından söylenmiş, Nida Tüfekçi tarafından derlenerek TRT repertuarına kazandırılmıştır. Türküyü seslendiren bazı sanatçılar arasında Turan Engin ve Feyzullah Çınar da bulunmaktadır.

    • admin admin

      Kübra!

      Katkınız sayesinde metin daha net bir hâl aldı.

Karar için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ahmet Başbey Bülent Kent