GABA Hangi Nörotransmitterdir? Beyin Kimyasından Siyasal Düzenin Görünmeyen Katmanlarına Bir Bakış Toplumları, devletleri ve iktidar ilişkilerini anlamaya çalışırken çoğu zaman yalnızca kurumlara, seçimlere, liderlere veya ideolojik çatışmalara bakarız. Oysa insan davranışının en temel düzeyinde, kararlarımızı, korkularımızı, tepkilerimizi ve çevremizle kurduğumuz ilişkileri etkileyen biyolojik süreçler de vardır. Bir bireyin siyasal hayata katılımından otoriteye yaklaşımına kadar pek çok davranış biçimi, yalnızca sosyal koşulların değil, aynı zamanda insan zihninin işleyişinin de ürünüdür. Bu noktada GABA yani gama-aminobütirik asit, sinir sisteminin en önemli düzenleyici unsurlarından biri olarak karşımıza çıkar. Fakat GABA’yı yalnızca bir biyoloji konusu olarak ele almak, insanı ve toplumu anlamanın önemli bir…
Yorum BırakDünyadan İlham Fikirleri Yazılar
Balın Doğası ve “Bozulma” Algısının Çelişkisi Konya’da yaşayan, mühendislik tarafı güçlü ama sosyal bilimlere de merak salmış bir genç olarak mutfak dolabının kapağını açtığımda gözüme çarpan o cam kavanoz her seferinde aynı soruyu aklıma düşürüyor: Bal bozulduğunu nasıl anlarız? İçimdeki mühendis hemen devreye giriyor. “Bal düşük su aktivitesine sahip, yoğun şeker yapısı nedeniyle mikrobiyolojik olarak stabil bir ürün. Teorik olarak bozulması zor.” diyor. İçimdeki insan tarafı ise daha sezgisel: “Ama ya kokusu değiştiyse? Ya içime sinmiyorsa?” Bu iki ses arasında gidip gelirken fark ediyorum ki “bozulma” kelimesi bal için tek bir anlam taşımıyor. Kimine göre fiziksel değişim, kimine göre tat…
Yorum BırakAlveol Kuşlarda Bulunur mu? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücüne Pedagojik Bir Bakış Öğrenme, yalnızca bilgi edinme süreci değildir; aynı zamanda dünyayı algılama biçimimizin yeniden inşasıdır. Bir soru bazen tek başına bir konuyu açıklamaktan çok daha fazlasını yapar: düşünceyi harekete geçirir, eski bilgiyi sorgulatır ve yeni bağlantılar kurdurur. “Alveol kuşlarda bulunur mu?” sorusu da ilk bakışta biyolojiye ait gibi görünse de, aslında öğrenmenin nasıl gerçekleştiğine dair derin bir pedagojik kapı aralar. Bir kavramı ezberlemek ile onu anlamlandırmak arasındaki fark, eğitim teorilerinin merkezinde yer alır. Bu yazı, yalnızca kuşların solunum sistemini açıklamakla kalmaz; aynı zamanda bilginin nasıl öğrenildiğini, nasıl öğretildiğini ve nasıl dönüştüğünü sorgular.…
Yorum Bırakİzmir’de defter tartışmaları ve hayatın en gereksiz ama en önemli sorusu İzmir’de yaşayınca insanın hayatı iki şeye bölünüyor: “şimdi sahile insem mi?” ve “ben bunu niye düşünüyorum?” Arada bir de üçüncü kategori var: “benim hayat niye bu kadar dağınık?” Ben 25 yaşındayım ve arkadaş grubunda resmi görevim belli: her ortama espri sıkıştıran ama gece 02.00’de tavana bakıp hayat muhasebesi yapan kişi. Yani gündüz palyaço, gece filozof. Geçen gün yine böyle bir akşamda konu bir anda en saçma yerden açıldı. Defter. Ama öyle sıradan bir defter muhabbeti değil. Konu direkt şuraya geldi: “Defteri kareli olur mu?” İşte o an masada bir…
Yorum BırakKelimenin bir harf dizisinden çok daha fazlası olduğu anlar vardır. Bir isim, yalnızca bir çağrı biçimi değil; hafızanın, kültürün ve anlatının taşıyıcısıdır. Her ad, bir sesin ötesinde bir hikâye barındırır. Bu hikâyeler dilden dile, alfabelerden alfabelere geçerken değişir, dönüşür, bazen sadeleşir bazen de yeni anlam katmanları kazanır. “İngilizce Ali nasıl yazılır?” sorusu da tam bu dönüşümün kapısını aralar: basit görünen bir yazım meselesi, aslında edebiyatın en temel sorularından birine, yani “bir isim başka bir dilde nasıl var olur?” sorusuna bağlanır. İngilizce Ali nasıl yazılır? ve dilin görünmez mimarisi En temel cevapla başlamak gerekir: “Ali” İngilizce’de de Ali şeklinde yazılır. Ancak…
Yorum BırakGlobaldizayn ailesinin bugünkü konusu Bir kişi kaç hat kullanabilir; detayları kaçırmayın. Görünmez Hatların Edebiyatı: Kayıp ve Bellek Edebiyat, görünmeyeni görünür kılma sanatıdır; kelimeler, kaybolmuş veya iptal edilmiş hatları, unutulmuş bağlantıları, insan deneyiminin sessiz yankılarını ortaya çıkarır. Anlatının dönüştürücü etkisi, sadece bireysel bilinci şekillendirmekle kalmaz, aynı zamanda teknolojik ve kurumsal mekanizmaların ardındaki insan hikâyelerini de gözler önüne serer. İptal edilen hat e-Devlet sisteminde görünür mü sorusu, yalnızca dijital bir sorgulamanın ötesinde, edebiyatın bakış açısıyla, hafıza, görünürlük ve kayıp üzerine düşündürür. Edebiyatın karakterleri ve olay örgüleri, görünürlük ve yok oluş kavramlarını farklı biçimlerde işler. Romanlar, hikâyeler, şiirler ve tiyatro metinleri, bu metaforik…
Yorum BırakBugün “Filtre kahve makinesine su yerine süt konur mu” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz. Filtre Kahve Makinesine Su Yerine Süt Konur mu? Ankara’da sabahlar biraz serttir. Kışın camdan dışarı baktığında gri bir sessizlik olur, yazın ise güneş erken yükselir ama yine de o keskin hava değişmez. Benim kahveyle tanışmam da böyle bir sabaha denk gelir. Üniversiteye hazırlanırken, sabahları erken kalkıp ders çalıştığım günlerden birinde evde filtre kahve makinesiyle ilk kez karşılaştım. O zamanlar sadece “uyanmak için bir araç” gibi görüyordum kahveyi. Bugün ise veri analizi yaparken bile yanımdan eksik olmayan bir ritüel. Son zamanlarda sıkça karşıma çıkan…
Yorum BırakMerhaba! 8 mükemmel sayı mıdır üzerine hazırlanmış bu yazı, Globaldizayn okuyucuları için özel olarak düzenlendi. Giriş: Sayıların Kültürler Arasındaki Sessiz Yolculuğu Bir sayı gerçekten “mükemmel” olabilir mi, yoksa mükemmellik dediğimiz şey, içinde yaşadığımız kültürel dokunun bize öğrettiği bir anlam mı? Bir antropolog gibi sahaya çıkmadan, yalnızca haritalar ve anlatılar üzerinden bile fark edilebilecek bir şey var: sayılar hiçbir zaman yalnızca matematiksel nesneler değildir. Onlar ritüellerde, takvimlerde, akrabalık sistemlerinde, ekonomik değişimlerde ve hatta kimlik inşasında yeniden üretilen kültürel sembollerdir. “8 mükemmel sayı mıdır?” sorusu bu yüzden yalnızca matematiksel bir soru değildir. Aynı zamanda 8 mükemmel sayı mıdır? kültürel görelilik tartışmasının kapısını…
Yorum Bırak“Seven’in Türkçesi ne?”: Dilin İçinden Topluma Açılan Bir Sosyolojik Okuma Seven’in Türkçesi ne hakkında güvenilir bir başlangıç yapmak isteyenler için Globaldizayn olarak bu içeriği hazırladık. Bazı kelimeler vardır ki yalnızca bir çeviri sorusuyla sınırlı değildir; toplumsal ilişkilerin, duyguların ve kültürel kodların içine doğru açılan bir kapı gibidir. “Seven’in Türkçesi ne?” sorusu da ilk bakışta basit bir dil bilgisi arayışı gibi görünse de, aslında insan ilişkilerinin nasıl anlamlandırıldığını, sevme eyleminin toplum içinde nasıl şekillendiğini ve dilin bu süreçte nasıl bir rol oynadığını anlamaya davet eder. “Seven” kelimesi Türkçede en temel anlamıyla “seven kişi”, yani “birini ya da bir şeyi seven kimse”…
Yorum BırakKayseri’de Gün Batımını Ararken İçimde Biriken Sessizlik Şehrin Üstüne Çöken Akşam ve Ben Kayseri’de akşamlar her zaman biraz sert gelir bana. Gündüzün gürültüsü bir anda kesilmez, sadece yavaş yavaş çekilir. Sanki şehir nefesini tutar da güneşin vedasını izler. O anlarda ben de genelde bir yerde takılı kalırım; ya bir bankta ya da yürüdüğüm yolun ortasında. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı akşamlar ne yapacağımı bilemiyorum. Bugün de öyle bir gündü. İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Ne eksikti bilmiyordum ama sanki bir şeyleri kaçırıyordum. Günlüğüme sabah şöyle yazmışım: “Bir gün, güneş batarken nereye bakacağımı bileceğim.” O cümle şimdi daha ağır geliyor. Aklımda…
Yorum Bırak