İzmir’de defter tartışmaları ve hayatın en gereksiz ama en önemli sorusu İzmir’de yaşayınca insanın hayatı iki şeye bölünüyor: “şimdi sahile insem mi?” ve “ben bunu niye düşünüyorum?” Arada bir de üçüncü kategori var: “benim hayat niye bu kadar dağınık?” Ben 25 yaşındayım ve arkadaş grubunda resmi görevim belli: her ortama espri sıkıştıran ama gece 02.00’de tavana bakıp hayat muhasebesi yapan kişi. Yani gündüz palyaço, gece filozof. Geçen gün yine böyle bir akşamda konu bir anda en saçma yerden açıldı. Defter. Ama öyle sıradan bir defter muhabbeti değil. Konu direkt şuraya geldi: “Defteri kareli olur mu?” İşte o an masada bir…
Yorum BırakDünyadan İlham Fikirleri Yazılar
Kelimenin bir harf dizisinden çok daha fazlası olduğu anlar vardır. Bir isim, yalnızca bir çağrı biçimi değil; hafızanın, kültürün ve anlatının taşıyıcısıdır. Her ad, bir sesin ötesinde bir hikâye barındırır. Bu hikâyeler dilden dile, alfabelerden alfabelere geçerken değişir, dönüşür, bazen sadeleşir bazen de yeni anlam katmanları kazanır. “İngilizce Ali nasıl yazılır?” sorusu da tam bu dönüşümün kapısını aralar: basit görünen bir yazım meselesi, aslında edebiyatın en temel sorularından birine, yani “bir isim başka bir dilde nasıl var olur?” sorusuna bağlanır. İngilizce Ali nasıl yazılır? ve dilin görünmez mimarisi En temel cevapla başlamak gerekir: “Ali” İngilizce’de de Ali şeklinde yazılır. Ancak…
Yorum BırakGlobaldizayn ailesinin bugünkü konusu Bir kişi kaç hat kullanabilir; detayları kaçırmayın. Görünmez Hatların Edebiyatı: Kayıp ve Bellek Edebiyat, görünmeyeni görünür kılma sanatıdır; kelimeler, kaybolmuş veya iptal edilmiş hatları, unutulmuş bağlantıları, insan deneyiminin sessiz yankılarını ortaya çıkarır. Anlatının dönüştürücü etkisi, sadece bireysel bilinci şekillendirmekle kalmaz, aynı zamanda teknolojik ve kurumsal mekanizmaların ardındaki insan hikâyelerini de gözler önüne serer. İptal edilen hat e-Devlet sisteminde görünür mü sorusu, yalnızca dijital bir sorgulamanın ötesinde, edebiyatın bakış açısıyla, hafıza, görünürlük ve kayıp üzerine düşündürür. Edebiyatın karakterleri ve olay örgüleri, görünürlük ve yok oluş kavramlarını farklı biçimlerde işler. Romanlar, hikâyeler, şiirler ve tiyatro metinleri, bu metaforik…
Yorum BırakBugün “Filtre kahve makinesine su yerine süt konur mu” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz. Filtre Kahve Makinesine Su Yerine Süt Konur mu? Ankara’da sabahlar biraz serttir. Kışın camdan dışarı baktığında gri bir sessizlik olur, yazın ise güneş erken yükselir ama yine de o keskin hava değişmez. Benim kahveyle tanışmam da böyle bir sabaha denk gelir. Üniversiteye hazırlanırken, sabahları erken kalkıp ders çalıştığım günlerden birinde evde filtre kahve makinesiyle ilk kez karşılaştım. O zamanlar sadece “uyanmak için bir araç” gibi görüyordum kahveyi. Bugün ise veri analizi yaparken bile yanımdan eksik olmayan bir ritüel. Son zamanlarda sıkça karşıma çıkan…
Yorum BırakMerhaba! 8 mükemmel sayı mıdır üzerine hazırlanmış bu yazı, Globaldizayn okuyucuları için özel olarak düzenlendi. Giriş: Sayıların Kültürler Arasındaki Sessiz Yolculuğu Bir sayı gerçekten “mükemmel” olabilir mi, yoksa mükemmellik dediğimiz şey, içinde yaşadığımız kültürel dokunun bize öğrettiği bir anlam mı? Bir antropolog gibi sahaya çıkmadan, yalnızca haritalar ve anlatılar üzerinden bile fark edilebilecek bir şey var: sayılar hiçbir zaman yalnızca matematiksel nesneler değildir. Onlar ritüellerde, takvimlerde, akrabalık sistemlerinde, ekonomik değişimlerde ve hatta kimlik inşasında yeniden üretilen kültürel sembollerdir. “8 mükemmel sayı mıdır?” sorusu bu yüzden yalnızca matematiksel bir soru değildir. Aynı zamanda 8 mükemmel sayı mıdır? kültürel görelilik tartışmasının kapısını…
Yorum Bırak“Seven’in Türkçesi ne?”: Dilin İçinden Topluma Açılan Bir Sosyolojik Okuma Seven’in Türkçesi ne hakkında güvenilir bir başlangıç yapmak isteyenler için Globaldizayn olarak bu içeriği hazırladık. Bazı kelimeler vardır ki yalnızca bir çeviri sorusuyla sınırlı değildir; toplumsal ilişkilerin, duyguların ve kültürel kodların içine doğru açılan bir kapı gibidir. “Seven’in Türkçesi ne?” sorusu da ilk bakışta basit bir dil bilgisi arayışı gibi görünse de, aslında insan ilişkilerinin nasıl anlamlandırıldığını, sevme eyleminin toplum içinde nasıl şekillendiğini ve dilin bu süreçte nasıl bir rol oynadığını anlamaya davet eder. “Seven” kelimesi Türkçede en temel anlamıyla “seven kişi”, yani “birini ya da bir şeyi seven kimse”…
Yorum BırakKayseri’de Gün Batımını Ararken İçimde Biriken Sessizlik Şehrin Üstüne Çöken Akşam ve Ben Kayseri’de akşamlar her zaman biraz sert gelir bana. Gündüzün gürültüsü bir anda kesilmez, sadece yavaş yavaş çekilir. Sanki şehir nefesini tutar da güneşin vedasını izler. O anlarda ben de genelde bir yerde takılı kalırım; ya bir bankta ya da yürüdüğüm yolun ortasında. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı akşamlar ne yapacağımı bilemiyorum. Bugün de öyle bir gündü. İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Ne eksikti bilmiyordum ama sanki bir şeyleri kaçırıyordum. Günlüğüme sabah şöyle yazmışım: “Bir gün, güneş batarken nereye bakacağımı bileceğim.” O cümle şimdi daha ağır geliyor. Aklımda…
Yorum BırakSpor yapmak kalbe iyi gelir mi? Ankara’da verilerle, hayatla ve biraz da iç sesle cevap Globaldizayn okurlarına özel bu yazımızda “Spor yapmak kalbe iyi gelir mi” konusunu derinlemesine inceliyoruz. Ankara’da sabahları hava genelde iki şeydir: ya keskin bir soğuk ya da “bugün yürüyüş yapılmaz” bahanesi üretmeye çok uygun bir gri. Bir dönem işe metro yerine yürüyerek gitmeye çalışıyordum. 20 dakikalık yol, ilk hafta romantikti. İkinci hafta “kalp krizi mi geçiriyorum yoksa kondisyon mu yok” ikilemi başladı. Üçüncü hafta ise fark ettim ki mesele aslında nefes nefese kalmak değil, vücudun buna nasıl cevap verdiği. İşte tam burada o klasik soru geliyor:…
Yorum BırakDamar tıkanıklığında balon mu yoksa stent mi kullanılır? Sorunun tıbbi yanı ve toplumsal yüzü “Damar tıkanıklığında balon mu yoksa stent mi kullanılır” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık. İstanbul’da sabahları işe giderken metroda, metrobüste ya da vapurda aynı sahne tekrar ediyor: insanlar yorgun ama aceleci, çoğu bir yandan telefona bakıyor, bir yandan da günün yükünü zihninde taşıyor. Yan koltukta oturan birinin elinde ilaç kutusu, diğerinin bileğinde tansiyon ölçüm cihazı izi… Kalp-damar hastalıkları artık sadece hastane duvarları arasında konuşulan bir mesele değil; günlük hayatın içine sızmış durumda. Özellikle “Damar tıkanıklığında balon mu yoksa stent mi kullanılır?” sorusu,…
Yorum Bırak460’ın Çarpanları: Sayıların İçinde Saklı Edebi Bir Evren Kelimeler, insan zihninin en eski mimarlarıdır. Bir anlatı kurulduğunda yalnızca olaylar değil, anlam katmanları da inşa edilir. Tıpkı bir romanın satır aralarında gizlenen çağrışımlar gibi, sayılar da kendi içlerinde görünmeyen bir düzen taşır. “460’ın çarpanları nelerdir?” sorusu bu yüzden yalnızca matematiksel bir çözüm değil; aynı zamanda metinler arası bir okuma deneyimidir. Çünkü her sayı, tıpkı bir karakter gibi, başka sayılarla kurduğu ilişkiler üzerinden anlam kazanır. Bu yazı, 460 sayısını bir aritmetik nesne olarak değil, bir anlatı alanı olarak ele alır. Onun çarpanlarını ise bir hikâyenin bölümleri, karakterleri ve tematik düğümleri gibi düşünür.…
Yorum Bırak